Son birkaç yılda Elle Macpherson’dan Victoria Beckam’a bir çok ünlü alkali diyetini uygulamaktadır. Yaşlanma karşıtı olan bu diyet ile sağlıklı kilo kaybı ve genel sağlık durumunda iyileşme sağlıyorsunuz. Ancak yeni başlayanlar için önemli olan şey vücudumuzun pH’ına dikkat etmeleri gerekiyor. Bu sayede cilde özgü faydalarından tutunda kolajen üretiminin artmasına iltihapların azalmasına kadar yararları ortaya çıkıyor. Ayrıntılı bilgi için yazımızı okumaya devam edin.

Nasıl Ortaya Çıktı?

Diyet 2014’te ünlenmesine rağmen geçmişi daha eskilere gidiyor. William Howard Hay isimli doktorun 1920’li yıllarda gıdaları asidik ve alkali olarak kategorize etmesiyle ortaya çıkmaya başlıyor. 80’li yıllarda yiyecek-birleştirici diyet olarak da bilinen versiyonları çıkmaya başlamıştır.

Neler Dahil Bu Diyete?

Kısacası bu diyette tükettiğimiz asit oluşturan gıdaların miktarını azaltarak vücudumuzun doğal ph dengesini optimize etmeye çalışıyoruz. Yeşil yapraklı sebzeler, havuç, avokado, pancar ve kino gibi alkalin içeren besinler diyetin temelini oluşturmaktadır.

Nasıl Başlarım?

Öncelikle alkalin gıdaları asidik maddelerden ayırmanız gerekiyor. Bu her zaman için sanıldığı kadar kolay değildir. Örneğin limon çok asidik bir içeriğe sahipmiş gibi görünse de aslında bir alkalin türünü içeriyor. Bu tezatlık çoğu gıda için geçerlidir. Bu sebeple güvenilir kaynaklardan edinilmiş ve testler sonucu belirlenmiş değerleri göz önüne alarak besinleri ayırmanız önemli.

Hangi gıdaların öncelik kazanacağını öğrendikten sonra beslenme düzeninizde küçük değişiklikler yaparak başlayın. Örneğin başlangıç için kahvaltınıza yeşil yapraklı sebzeler ekleyebilirsiniz. Öğle yemeğinde sandviç yerine besleyici nitelikte bir tabak salata yiyebilirsiniz. Diyetinize alkalin içerikli besinleri ekleyerek bunu daha da yayabilirsiniz.